“Olea prima omnium arborum est.”

gemlik-zeytini

“Zeytin bütün ağaçların ilkidir.”

tapinak
Atina, Akropolis, Erechtheion Tapınağı

Zeytinin anavatanı; Mardin, Hatay ve Kahramanmaraş üçgeni ile Suriye’nin ve Filistin’in batı kıyılarını içerisine alan bölgedir. Kültürel anlamdaki ilk yetiştiricilik MÖ 4000 yıllarında bu bölgede başlamıştır.

Zeytinin ilk kültüre alınışı ve islahı arkeolojik çalışmalara göre Samiler tarafından bu dönemlerde yapılmıştır. Samilerde “yağ” anlamına gelen “ulu “ sözcüğünün aslında Latince “oli”, Yunanca “oleum”ve “elaia” sözcüklerinin temelini oluşturduğunu ifade edebiliriz.

Tevrat’ın Tekvin 6. bölümünde yer alan hikayeye göre insanların günden güne artan kötülükleri ve zorbalıkları nedeniyle Allah yeryüzünü yarattığı insanlar ve hayvanlarla birlikte yok etmeye karar verir. Hazreti Nuh’a bunu bildirir ve o da kendine önerildiği kadar hayvanı yanına alarak yaptığı gemiye sığınır. Büyük tufan olur, Hazreti Nuh ve gemisindeki canlılar hariç her şey yok olur. Nuh, durumu anlamak için bir güvercini gemiden uçurur. Bir süre sonra güvercin ağzında bir zeytin dalı ile geri döner. Hazreti Nuh bunu Allah ile insanın barıştığı şeklinde yorumlar ve o günden sonra zeytin dalı ve güvercin barış simgesi olarak kabul edilir.

Bir başka anlatıya göre ise, mitolojide Athena ile Poseidon arasındaki yarışmada Zeus , Athena’nın insanlığa en faydalı şey olarak önerdiği zeytin ağacını seçer. Poseidon çok üzülür fakat zeytinin güzelliğini de kabul eder. Athena kayadan fışkıran zeytin ağacından bir dal koparıp Poseidon’a uzatır ve onu onurlandırır. Bu günden sonra “zeytin dalı uzatmak” barışmak, onurlandırmak anlamlarına gelir ve Athena’nın adı ödül olarak Atina şehrine verilir.

Aynı Atina şehrinin adını almış olan “Atina Anayasası” zeytin konusunda çok net bir kanun içerir. Aristotales der ki; “Devlet malı veya özel mülkiyet ayrımı olmaksızın, zeytin ağacı kesen veya deviren herkes mahkemede yargılanacaktır. Eğer suçlu bulunursa idam edilmek suretiyle cezalandırılacaktır.”

Yedi bilgelerden biri olarak kabul edilen Solon, M.Ö. 620’li yıllarda hazırladığı kanunlarla böylece zeytinin
korunmasına yönelik ilk yasal önlemleri hazırlamıştır. Zeytine zarar vermenin cezası bu yasalara göre ölüm bile olabilmektedir.

Romalılar bu kutsal ağaca çok değer verirler ve ona “vivax oliva” (yedi canlı zeytin) adını verirlerdi. Eski Yunanlılar ve Romalılar, ölülerinin anısını yaşatmak için zeytin ağacı dikerlerdi. Yine biliyoruz ki; zeytin ağacı tapınakların bahçelerine dikilir ve bu bahçeler kutsal kabul edilirdi. Uzun yıllar yaşayan, susuzluğa çok dayanıklı olan bu ağaca ayrıca “ölmez ağacı “ da denir. Semavi üç dinin kutsal kitaplarında adı geçen
tek ağaç olan zeytin , bir anlamda bütün bu inançlarda kutsal kabul edilir.

Dünyanın en yaşlı zeytin ağaçlarından biri olarak kabul edilen Manisa ilimizin Kırkağaç kentindeki anıt zeytin halk tarafından 1600 yaşlarında kabul edilir. Daha sonra buraya gelip ağaçtan örnek alarak 2016 yılında karbon testi yapan Hollandalı bir araştırmacı ağacın söylendiği gibi 1657 değil 2016 yaşında olduğunu, yani Hazreti İsa ile aynı yaşta olduğunu iddia etmiştir.

Bu ağacın bir de hikayesi vardır ve buna göre hamile olan Meryem Ana Bergama’dan Efes’e göç ederken geçtiği Kırkağaçta doğacak çocuk için bu ağacı dikmiştir. Tahminim odur ki; bu ağacın altında muhtemelen bir tapınak mevcuttur.

Manisa Kırkağaç , Meryem Ana Zeytinağacı
(Kırkağaç Kaymakamlığı web sayfasından)
Manisa Kırkağaç , Meryem Ana Zeytinağacı (Kırkağaç Kaymakamlığı web sayfasından)

Yine bu bağlamda ele alacak olursak, Hatay ilimizin Payas ilçesinde de yaşı 1350 yıldan büyük olan zeytin ağacı üstelik tam da binlerce yıldan beri olduğu gibi bir tapınak bahçesindedir. Payas kalesinde Sokollu Mehmet Paşa Külliyesi içindeki Sarı Selim Camisi olarak adlandırılan caminin bahçesinde bugün bile meyvesini bizlere sunan bu ulu ağaç muhtemelen altında başka bir çağın tapınağını da bizlere işaret
etmektedir. Anadolu coğrafyasında sıklıkla olduğu gibi bir çok cami kendinden önce burada bulunan başka bir uygarlığa ait tapınağın üstündedir.

Homeros İlyada destanında şöyle der: “Ben herkese aitim ve kimseye ait değilim, sen gelmeden önce de buradaydım, sen gittikten sonra da burada olacağım!”

Zeytin hiçbirimize ait değil,bizden önce bu topraklarda vardı, bizden sonra da var olmaya devam edecek. Öyleyse ona saygı duymalıyız. Onun yaşam hakkına saygı duymalıyız.

payas
Payas, Sarı Selim Camii avlusundaki anıt ağaç ve belediyenin hasat töreni. (Payas Belediyesi web sitesinden)

Değerli zeytin dostları, yaşadığımız büyük felaket bugünlerde hepimizin içini yaktı.

Binlerce yıldır bu topraklarda var olan acılara bir yenisi eklendi.

Yaralıyız.

Şimdi bize bir şeyler anlatıyorlar.
Birileri diğerlerini, öbürleri başkalarını suçluyorlar.
Kimileri kaderden, kimileri fıtrattan, kimileri faylardan, kimileri binalardan bahsediyorlar.
Bunu kim nasıl isterse ona göre yorumlasın.
İsteyen Nuh tufanı öncesindeki gibi Allah kötülük ve zorbalıklardan bıktı desin.
İsteyen doğa kendine karşı gelmeye çalışan ve bütünün yararına olmayan işler yapan canlı türünü cezalandırıyor desin.
Kim nasıl istiyorsa öyle desin.
Netice değişmeyecek.
Tesadüfe bakınız ki ölmez ağaçlarımızı binlerce yıldır yaşadıkları topraklardan atarak aynı topraklara beton diktik. Kesip yerine beton diktiğimiz her bir “ölmez ağacı” için belki de bir insan kurban ettik. Sayıları bilmiyoruz ve belki de hiç bilemeyeceğiz. Ama bilmemiz gereken tek şey yanlışlarımızı tekrarlayarak hiçbir şeyi değiştiremeyecek olmamızdır.
Bu ülkenin yaşanan bunca acıdan aklı kanayan bir evladı olarak bu satırları okuyan herkese seslenmek istiyorum ve diyorum ki ;
Kaldırılan her bir enkazın olduğu yere mümkünse sadece zeytin ağacı dikelim.
Bütün fayın üstünü olabilecek her yerde zeytinle kapatalım.
Vatanımıza, topraklarımıza beton değil zeytin dalı uzatalım…
Artık doğayla savaşmayalım…
Barışalım…


Faik Bayramoğlu
Kuşadası, 23.02.2023

Yazımızı Paylaşabilirsiniz

No responses yet

Bir yanıt yazın

Son Yorumlar

Görüntülenecek bir yorum yok.